2016 Anketi Yazı Dizisi – 1 Fakirler Satranç Oynamasın mı?

Gelirinize göre kendinizi nasıl tanımlarsınız?

  • Orta (47%, 49 Votes)
  • Ortanın Üstü (35%, 36 Votes)
  • Ortanın Altı (13%, 14 Votes)
  • Fakir (4%, 4 Votes)
  • Zengin (1%, 1 Votes)

Total Voters: 104

Loading ... Loading ...

Gerçekleştirdiğimiz 2016 anketi sonuçlarına göre satranç ekonomik olarak kendilerini orta sınıfta görenlerin bir oyunu olarak karşımıza çıkıyor. Zengin kesimin satrançla ilgilenmemesinin yanında, kendilerini fakir olarak görenlerin de satrançtan uzak olması incelenmeye değerdir. Yıllar içinde Kıvanç Haznedaroğlu, Mustafa Yılmaz, Kübra Öztürk gibi satranççılar çok zor şartlardan gelerek büyük usta unvanına ulaşmışlardı.

kubra   mustafa yılmaz  haznedar

İslam Osmanlı, Ankara’da neredeyse hiçbir şeyleri olmayan Bulgaristan göçmenleri arasından yaş gruplarında Türkiye Şampiyonu olan onlarca satranççı yetiştirmişti. Günümüzde benzer örneklerle pek karşılaşmıyoruz. Buna neden olarak ücretli kursların yaygınlaşması, Türkiye Şampiyonaları’nın 5 yıldızlı otellerde yüksek ücretlerle gerçekleştirilmesi, belediyelerle kurumların yeteri kadar destek vermemeleri gösterilebilir. Niçin potansiyel GMler satrancın dışında kalsın? Bunun için piknik satrancı olarak seferberlik çağrısında bulunuyoruz. Biz kendi adımıza şartlarımız elverdiğince ekonomik olarak zor durumda olan çocuk ve gençlere ücretsiz satranç öğreteceğiz.  Konuyla ilgili irtibata geçebilirsiniz.

2016 Anketi Yazı Dizisi – 1 Fakirler Satranç Oynamasın mı?” üzerine bir yorum

  • Burada önce, sistem kurgulanırken biraz eksik düşünülmüş bir hususun üstünde durmak gerekiyor: Federasyonun özerk olmasıyla koşut ortaya çıkan “satrancın bir sektör olması” durumuyla beraber, bir çok insan satrançtan ekmek yemeye başladı. Doğal olarak, en iyi hocaların en yüksek ücretleri talep edecekleri bir pazar kuruldu. Öte yandan, satranç hemen her okula girdi. Okulların bir bölümünde çok iyi antrenörler ders veriyor olsa da, özellikle devlet okullarında, bir haftalık “vezir matı nasıl yapılır?” kursuna giden adamlar da ders vermeye başladı. Birinci kırılma noktası bu çünkü o hocalar, öğrenciler arasında gelecek vaat edenleri fark edebilecek düzeyde satrançtan anlamıyorlardı. Bu durum günümüze kadar geldi.
    İkinci kırılma noktası da şu: Gelir düzeyi düşük grupta genellikle eğitim düzeyi de düşük. Buna bağlı olarak, aileler de kendi çocuklarındaki cevheri sıklıkla fark edemiyorlar. Bu açıdan, kanımca, Bulgaristan göçmenleri pek iyi ve nesnel bir örnek sağlamıyor çünkü bu insanların ilk geldiklerinde ceplerinde paraları yoktu ama eğitim ve dünya görüşü açısından, çoğu hem kitap okuyor, hem de satranç disipliniyle ilgileniyorlardı; eğitimsiz bir kitle sayılamazlardı. Hal böyle olunca, hayatta genel olarak başarıları bulmaları sadece zaman meselesi olduğu gibi, satrançta da öyle oldu.

    Günümüzde de, bir çok iyi satranç antrenörü, yetenekli bulduğu çocuğa ücretsiz ders veriyor ancak kişisel çabalarla bir yere kadar gidilebilir. Kanımca yapılması gereken, bu konuda nasıl bir politika geliştireceğimizi saptamaktır. Yetenekli çocukları nasıl tesbit edeceğiz? O çocuklara hangi olanakları vereceğiz? Antrenörlerine neler sağlayacağız? Bunlar uzun uzadıya düşünülmeli ve tartışılmalıdır.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yorumnlarınızı gerçek isminizle yazmanızı rica ederiz. Takma isimle yazılan yorumları üzülerek reddediyoruz.