Satranç Argosu: Satranççılar Kendi Aralarında Nasıl Konuşur?

conversacion1

Satranççılar kendi aralarında Çinceye benzer bir dil konuşurlar. Piknik Satrancından dev hizmet. İşte size satranççıları anlama rehberi…

– sulanmak: (bir taşı) tehdit etmek.
– çakmak: Feda yapmak
– geçirmek: Feda yapmak
– vurmak: Feda yapmak
– (bir taşı) oturmak: Yerinden kaldırılamayacak biçimde bir taşı bir kareye oynamak.
– sarkmak: 1. (kale için) yedinci yataya inmek 2. bir taşı tehdit etmek.
– yatmak: bilerek kaybetmek.
– vererek oynamak: Çok saldırgan ve materyal üstünlüğünden ziyade, taktik konum yaratmaya yönelik oynamak
– şiş atmak: Fille, aynı çapraz üstündeki birden fazla taşı, ilki kaçarsa diğerini alabilecek şekilde istemek
– zımbalamak/ zımba atmak: rakibi yenmek.
zımbalanmak/ zımba yemek: kötü yenilmek.
– olmuşları toplamak: Oyun sonunda, rakibin kopuk erlerini teker teker düşürmek.
– dökmek: oyunu kaybetmek
– döşemek: oyunu kazanmak. “işer gibi döşerim!
– keklik: zayıf rakip
– kuş: zayıf oyuncu
– kahve hücumu: merkezi bağlayarak, kanatlardan yapılan er saldırısı, pawn storm.
– kahve oyuncusu: hayatı boyunca bir satranç kitabının kapağını açmamış, kendini kahvede oynadığı oyunlardan edindiği deneyimlerle yetiştirmiş satranççı, satrancın naif ressamı.
– klüp oyuncusu: kahve oyuncusunun bir model üstü; bir-iki tane de olsa kitap karıştırmış, dünya şampiyonlarının oyunlarını ezbere bilen, ancak bu noktanın pek ilerisine gidememiş satranççı.
– kabız olmak: oynayacak hamle bulamamak.
– çarpara (hamlesi): ilk bakışta görülemeyen kuvvetli hamle. (ayrıca karşılaştırın: briç terimi olarak “swing”)
– aksi suratlı filler: ters renkli filler.
badem olmak (“bir taşın “badem olması”): taşın düşmesi. briç argosundan ödünç alınmıştır. “bade olmak” şekline kullanıldığı da duyulmuştur.
– aile boyu beynel: atın aynı anda üç rakip taşa birden basması
– sülale boyu beynel: atın aynı anda üçten fazla rakip taşa birden basması
– makaraya girmek: arka arkaya yenilmek
– değirmen: genellikle at vezir ikilisiyle, “bir at şahı-bir açarak şah” şeklinde kendini gösteren, atın her değişik tarafa açılmasında başka bir taş toplanan durum.
– bordello varyantı: turnuvayı sıfır puanla bitirmek, önüne gelenin üstünüzden geçmesi. italyanca bordello (genelev) sözcüğünden.
– tango varyantı: kazanç konum. “terkeeet! bundan sonrası tango varyantı.
– varyanta girmek: bir kız ya da bir erkekle ilişkiye başlamak.
– varyant: sevgili. “Üstat, o varyanta girme, ayıp olur. O kız filancanın varyantı
– filit: fil
– karanfil: siyah karede bulunan fil, siyah fil.
– dön baba tekkesi: hamlesini geri almaya (~dönmeye) çalışan oyuncuya karşı başarıyla kullanılan “burası dön baba tekkesi değil” repliğinde bahsi geçen tekke.
– bir taşın hangarda durması: taşarı geliştirememiş olmak, gelişim geriliği.
– mavi tuna: atların gidebileceği (oradan oraya zıplayabileceği) pek çok uygun kare bulunan konum, bir vals. (“siyahın atları hangarda duruyor ama beyazın atları mavi tuna valsi yapıyor” Kahraman Olgaç)
– demet atmak: genellikle altı oyun kazananın tüm maçı kazanmış sayılacağı bir oyun serisine oyuncu olarak dahil olma eylemi.
– (bir taşın) üstüne yatmak: Türkçe argoda bulunan üstüne yatmak deyiminin satranç için özelleşmiş durumu. rakibin yaptığı fedayı kabul etmek ve karşılığında elde edebileceğini umduğu saldırı, gelişme ya da konumsal üstünlüğe dair olanakları bertaraf ederek, taşı boşuna feda edilmiş duruma düşürmek.
– (bir taşı/materyali) kusmak: rakibin bir feda sonucu elde ettiği üstün durumdan kurtulabilmek için, feda ettiği materyalle aynı bağıl puan değerinde materyali bırakmak. örneğin rakip bir kale ve bir er feda etmişse ve diğer oyuncu buna karşılık iki adet hafif taş (at ya da fil) bırakırsa, ikinci oyuncu “yediklerini kusmuş” olur.
– kısa rok atmak : 1. turnuvada iki oyun üstüste kaybetmek. (kısa rokun simgesi 0-0 dır.)
2. Küçük tuvaletini yapmak
– uzun rok atmak: 1. turnuvada üç oyun üstüste kaybetmek. (uzun rokun simgesi 0-0-0 dır.)
2. Büyük tuvaletini yapmak
– perpe: üç kere ayni pozisyonu oluşturarak berabereye zorlamak (ing. perpetual check).
– remi takmak: kendinden kuvvetli bir oyuncuya karşı ya da kötü konumdayken berabereyi kurtarmak.
– zeitnotta olmak: Vakit darlığı içinde olmak, bir yere geç kalmak. (Satrançta zeitnot: zaman sıkışması)
– bayrak düşmesi: iktidarsızlık.
– künk varyantı: (kısa kullanımda “künk!”) rakibe döşenen şeyin artık boru olmaktan çıktığı, künk olduğu konum.
– (bir taşı) kudurmak: bir taşı, alınırsa pat olacak şekilde sürekli feda etmek. örneğin diagram: beyaz: şa8, a7 siyah: şg4, kb4, f4, h4. bu konumda beyaz, kalesini sürekli ikram etmek suretiyle berabereyi yakalar: 1. kg2 şf3 2. kf2 şg4 3.kg2 ve remi. bu konumda beyaz “kale kudurmuş” ya da “kalesini kudurtmuş” olur.
– hava deliği açmak: sekizinci (birinci) yatayda şahın bir üst yataya gidememesi sonucu oluşabilecek komplikasyonlardan kaçınmak için, şahın önündeki erlerden birini sürerek şaha kaçacak yer açmak.
– ara nanesi: ara hamle, zwischenzug
– sinekçi: boşta piyon gördüğünde, inisiyatifi, gelişim üstünlüğünü rakibe bırakacak ya da saldırıya maruz kalacak olsa bile, dayanamayıp piyonu kapan oyuncu.
– beygir: satrançta at
– sütçü beygiri: kötü konumda kalmış ya da gelişmemiş at.
– küheylan: iyi konumda bulunan at

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yorumnlarınızı gerçek isminizle yazmanızı rica ederiz. Takma isimle yazılan yorumları üzülerek reddediyoruz.